Ecz. Sefa Mumay ile Genç Eczacıların Yarınını Konuştuk

30 Ekim 2024
Ecz. Sefa Mumay ile Genç Eczacıların Yarınını Konuştuk

Özgeçmişinizi bizimle paylaşarak kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

2020 yılında Trakya Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nden proje derecesiyle mezun oldum. Mezuniyetimin ardından iki yıl boyunca İstanbul Üniversitesi & Deva Holding iş birliğinde ARGE Farmasötik Geliştirme Departmanında çalıştım. Öğrencilik hayatımdan bu yana Altın Havan, Ulukaya Girişimi dahil 20'den fazla ödül kazandım. Aynı zamanda 3 farklı üniversitede misafir akademisyenlik yapıyorum. Birçok firma ile “eczacılık ve dijitalleşme” konsepti projeler geliştiriyorum.

 

Şu anda neler yapıyorsunuz?

Şu anda Pharmaino Bilişim ve Danışmanlık firmasında dijital sağlık ürünleri üretmekte, Fizyopharm isimli ARGE firmasında kendi formülasyonları ile ürünler geliştirmekte ve Mumay Eczanesi'nin sahibi ve mesul müdürü olarak halk sağlığı hizmeti vermeye devam etmekteyim. Doktora eğitimim ise Dokuz Eylül Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı'nda "Dijital Sağlık Teknolojileri ve Eczacılık" alanında devam etmektedir.

 

Gelecek planlarınız nelerdir?

Uzun vadeli planlar yapmanın zor olduğu bir zemindeyiz. Gelecek planım, önüme gelen her fırsatı ivedilikle değerlendiren biri olmaktır. Çünkü etrafımız fırsatlarla doludur ve hayattaki başarımız kullandığımız fırsatların toplamı kadardır.

 

Sektöre yeni başlayacaklara tavsiyeleriniz nelerdir?

Bir sağlıkçıya teknolojini yarışıyla ilgili yapılabilecek en iyi benzetme 'Antibiyotik Direnci' olabilir. 1930'lu yıllarda Penisilinin keşfinden beri, ilaçlar bakterilerden çok daha üstün durumdaydı. 50'lerde ve 60'larda her yeni antibiyotik suşu, bakterilere karşı elimizi sürekli güçlendirdi. Ancak daha sonrasında bakteriler direnç göstererek ilaçlardan daha güçlü bir hale gelmeye başladı ve şu an yarışta gerideyiz. Onlara yetişmek için ise çok daha fazla çalışıyoruz ve yeni familyalar arıyoruz. Teknoloji ve insanlık yarışı da bu yarışa çok benziyor. Teknoloji, insan aklının altında bir seviyede başladı. Daha sonra önce bizi yakaladı, sonra da geçti. Teknolojiye yetişmek için okumak, öğrenmek ve anlatmak zorundayız. Yoksa kayboluruz.

Açıkçası hem ülke olarak hem de mesleki olarak gerideyiz. Dünyada ilaç endüstrisi, teknolojiye iyice uyandı. Büyük ilaç firmaları, büyük teknoloji firmaları ile anlaşmalar imzalamaya başladı. İlaç keşfinde yapay zeka kullanmak, üretimde kaliteyi ve validasyonu kolaylaştırmak gibi hedefler var. Ama ülkemizde maalesef bu durum çok parlak değil. Hekimler bu mevzulara bize göre birazcık daha uyanmış durumda. Eczacılar olarak bizler sürekli aynı konuları konuşmayı çok seviyoruz. Yönümüzü teknolojiye ve inovasyona çevirmeliyiz. Bizden sonra gelecek olan her nesle öğretmeliyiz ve güvenmeliyiz. Bilim gibi, inovasyon da üzerine koya koya ilerleyecektir.

Eczacılık mesleği ülkemizde kabul edildiğinden beri bir eczacının en çok para kazandığı ve çalışmak istediği yer eczaneler oldu. Ancak özellikle 2013 girişlilerden sonrası için bu durum değişiyor. Önümüzdeki 10 senede adli eczacılık, spor eczacılığı, bilişim eczacılığı gibi çok daha fazla yeni mesleki alan kalıcı hale gelecektir. Ülkemiz insanının en kötü özelliği hızlı sonuç beklemek, mesleğimizde de bu böyle. Ama bu kadar kolay değil maalesef, ilmek ilmek işlemek gerekiyor. Gençlerimiz sabırlı olmalı, çok okumalı ve sürekli öğrenmeli. Yeter dediği yerde başa dönüp tekrar üzerinden geçmeli. Bahanelerin arkasına sığınmaya başladığı zaman bakış açısını tamamen değiştirmeli ve yoluna devam etmeli.

Şu an mesleğimiz bir çukurdaysa bizi buradan çıkaracak olanlar, geleceğimiz olanlar yine genç eczacılar. Umarım kabul eden değil, bir şeyleri değiştirmek için savaşan insanlardan oluruz.

Genç meslektaşlarım, bazı şeyler için büyümeyi beklemeyin. Üniversitede henüz 1. Sınıfı yeni bitirmişken projeler üretmeye ve başarılar kazanmaya başlamıştım. 4. Sınıfta öğrenmem gereken derslerin bazı konularını bu projelere başvururken yaptığım araştırmalarla öğrenmiştim.

21. yüzyıl yetkinlikleri adı altında verilen bazı yetkinlikler var. Türkiye’de yeni yeni konuşuluyor ancak yurtdışında oldukça konuşulan bir konu. Ben şuan 1. Sınıfa başlayacak olsam, bu yetkinliklerin her yetkinliği tek tek edinmeden mezun olmazdım. Modern çağda bu yetkinliklere sahip olmayan insanların çok az şansı olacak bence.

Network, network, network, network, doğru bir network… İnsanlarla tanışmadan önce doğru network kavramının ne olduğunu araştırmalısınız. Tanıştığınız insanlara “Bu kişiye nasıl fayda sağlayabilirim?” sorusuyla yaklaşırsanız, kendinizdeki gelişmeyi göreceksinizdir. Katıldığınız etkinliklerden öğrendiklerinizi yazmak, aklınızda kalan tavsiyeleri vermek, iyi yaptığınızı düşündüğünüz işlerde püf noktalar vermek… Bu konuda yapılacak onlarca şey var. Unutmayalım ki, bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından hiçbir şey kaybetmeyecek; aksine etrafımız çok daha aydınlık olacak.

Son ve en önemli uyarı: Samimi olun!

Çünkü samimiyet her zaman kazanır. Başarılı olur musunuz bilemem, ama mutlu olursunuz. Ve bu hayatta mutlu olmaktan daha bir başarı yoktur.

Saygılarımla!